|
| |
 Yabanmersini
(Vaccinum
myrtillus), 30-35
cm yükseklikte, kışın yapraklarını döken küçük
bir bitkidir. Yabanmersini, yüzyıllardır yenilebilir,
lezzetli bir yabani meyve olarak kullanılmaktadır. Meyvelerinin, 1862 yılında
Kuzey Avrupa’da basılan bir kitaba göre ( The Useful Plants For Great
Britain, C.P. Johnson) yabani, lezzetli bir yiyecek olarak kullanıldığını,
reçel, şurup, tart ve pastasının yapıldığını biliyoruz. Yabanmersini meyvelerine karşı modern ilgi ise 2. Dünya Savaşından sonra
meydana geldi. Çünkü yabanmersini’ nin gözlere iyi geldiği artık bir sır değildi. 2. Dünya
savaşı sırasında İngiliz Hava Kuvvetleri pilotlarının doktorların
önerisiyle bol miktarda yaban mersini reçeli yiyerek gece uçuşlarına çıktıklarını
ve yorgun gözlerini dinlendirdiklerini kayıtlardan biliyoruz. Pilotlar,
yabanmersini reçeli yedikten sonra gece uçuşlarına çıktıklarında gece görüşlerinde
bir düzelme ve iyileşme hissettiklerini sık sık rapor ediyorlardı. 1960’
ların ortalarında yukarıdaki gözlem ve duyumlar, önce bir laboratuvarda
daha sonraları da klinik çalışmalarda yabanmersini meyve ekstrelerinin gözler
ve damar sistemi üzerine etkileri üzerine yapılan çalışmalara yol gösterdi.
Yabanmersini meyve ekstreleri (özü) üzerine yapılan çalışmalarda bu
meyvenin göz ve damar sistemi üzerine olan etkisinin bir
bioflavonoid olan
antosiyanidinler ( anthocyanosides) denilen, toksik (zehirli) olmayan, suda
çözülebilir, biyolojik aktif ve antioksidan olan bir grup bileşikle
ilişkili olduğunu gösteriyordu. Bu bileşikler antosiyan (anthocyans) türevleri
olup, meyve ve çiçeklerdeki kırmızı, mavi ve
mor renklerinden sorumlu
pigmentlerdir (Renk maddeleridir). Yabanmersini meyveleri üzerinde yapılan
çalışmaların çoğunda purifiye edilmiş (arındırılmış ve temizlenmiş)
ve %25-36 arasında antosiyanidin içeren ekstreler kullanıldı. Yabanmersini
ekstrelerinde en azından 15 farklı antosiyanidin bileşiği tespit edildi. Şu
anda Amerika’da üretilen pek çok standardize edilmiş yabanmersini ekstresi
%25 antosiyanidin içermektedir. Elbette bitkisel kökenli doğal ürünlerin
etkisini tek bir etken maddeye bağlamak doğru değildir. Yabanmersini meyve
ekstreleri, antosiyanidin’lere ilave olarak %7’ ye kadar
tanen, çeşitli
alkaloidler (myrtine ve epimyrtine gibi), en azından 12 farklı fenolik asit
(phenolic acid) ve 3 glikozid ( quercitrin,isoquercitrin, hyperoside) içermektedir. Tüm
bu bileşikler şu veya bu şekilde yabanmersini’nin faydalı etkilerine
katkıda bulunmaktadırlar. Şu anda Avrupa ve Amerika’da yabanmersini
preparatları gece körlüğü ve diyabetik retinopati (diabetic
retinopathy-
şeker hastalığından kaynaklanan görme ve retina bozukluğu) ve zayıf kan
dolaşımını artırmak için kullanılmaktadır. Almanya’da ise ayrıca,
ishal durdurucu olarak da kullanılmaktadır.
Faydaları
ve Kullanım Alanları:
-
Göz
yorgunluğu, miyopluk, katarakt, karasu (Glokom:
Göz tansiyonu), şeker hastalığından kaynaklanan
görme bozuklukları (Diyabetik retinopati),
gece körlüğü, gece görüşünü artırıcı, kamaşma, retinayı güçlendirici,
kılcal damar çatlamalarını önleyici ve tavuk karası (retinitis
pigmentosa) hastalığının ilerlemesini yavaşlatıcı
-
Kabızlık,
bulantı, mide krampları, ülser önleyici
-
Kan
şekerini düşürücü, iltihaplanma, kolajenin (collagen) stabilize
edilmesi
-
Pıhtılaşmanın
azaltılması, damar sertliği oluşumunun engellenmesi ve antioksidan etki
-
Varis,
basur (hemoroid) 'e karşı iyileştirici
 Yabanmersini meyveleri üzerine yapılan modern laboratuvar çalışmaları
ise bu
meyvelerin daha birçok faydasını ortaya çıkarmıştır: Bunlar arasında antioksidan etki,
platelet (Damar
sertliğine neden olan ve oksidatif zararla parçalanmış olan kan hücrelerinin
atardamar duvarlarına yapışmasının engellenmesi), düz damar kasları
üzerine hafif gevşetici-rahatlatıcı etki, romatizmal rahatsızlıkları
azaltıcı etkileri sayabiliriz. Ayrıca laboratuvar deneyleri göstermiştir ki;
yabanmersini ekstresi konajen’in (Conagen) indirgenmesine neden olabilen
elastaz (elastase) gibi enzimlerin etkisini yavaşlatmaktadır. Bu etki;
damarsertliği, akciğer anfizemi (amfizem) ve romatizmaya (Romatoid Artrit)
neden olan
etkilerin azaltılması şeklinde yorumlanabilir. Yabanmersini meyve ekstrelerinin en
güvenilir kullanım alanlarından birisi
de damar hastalıklarıdır. Bu hastalıklara kılcal damar çatlaması (Capillary
fragility) da dahildir. Zayıf kılcal damarlar çatlayabilir. Bu
durum ise sık sık tekrarlanan bere, morluk, çürük ve eziklere neden olur.
Zayıf kılcal damarlar ise zayıf kan dolaşımını ve bağ dokusunu akla
getirir ki bu durum artrit yada mafsal iltihabı
gibi rahatsızlıklarla
yakından ilgilidir. Yabanmersini meyvelerinde bulunan antosiyanidin
kılcal
damarları, serbest radikal saldırısından koruyarak onların kuvvetlenmesine hizmet ederken aynı zamanda sağlıklı bağ dokusu ve
yeni kılcal damar oluşumuna da katkıda bulunur. Yabanmersini meyve ekstresi,
damar sertliği için bir risk faktörü olan
oksidatif zarar sonucu parçalanmış kan hücrelerinin (Platelet olarak)
atardamar çeperlerine yapışmasını da azaltmaktadır. Antosiyanidinler,
platelet agregasyonu olarak da bilinen plateletlerin (parçalanmış
kan hücrelrinin) damar çeperlerine yapışmasını azaltmanın yanında,
arteroskloroz (Damar sertliği)
riskini de azaltır. Bu kombine etkiler antosiyanidinleri varis
gibi sirkülasyon bozuklukları, kılcal damarların beslenmesi ve hemoroid
(basur) gibi durumlarda popüler hale getirmiştir. Ayrıca diğer
bioflavonoidler gibi antosiyanidinler
de tüm vücutta normal bağ dokusu oluşumunu artırır.
Yaban Mersini’ nin
göz üzerinde, ışığa duyarlılığı artırmak, gözün
değişen ışık kaynaklarına adaptasyonunu sağlamak ve özellikle gece
şartlarında görüşü kuvvetlendirmek, göz kapilerlerini (kılcal
damarlarını) beslemek gibi yararlı etkileri ortaya çıkarılmıştır.
Antosiyanidinlerin, yapılan klinik çalışmalarda retinadaki rodopsin
üretimini hızlandırdığı tespit edilmiştir. Görsel fonksiyonların düzelmesi
veya gelişmesi Rodopsin oranıyla yakından ilgilidir.
Rodopsin (Rhodopsin); gözde
bulunan reseptörlerdeki (rods ve cones) bir mor pigment (Renk maddesi) olup,
beyne
ışık sinyallerinin iletilmesi
ve
retinanın aydınlık ve karanlığa
adapte olması için gereklidir. Bilgisayar ekranında olduğu gibi parlak
ışıklar gözdeki rodopsin’i yok ederler ve ışığa karşı hassasiyeti
azaltarak gözün daha çabuk yorulmasına yol açarlar. Antosiyanidinlerin
gözdeki damar ve kapilerler üzerinde güçlendirici etkisi vardır. Kılcal
damarlarda meydana gelen çeşitli rahatsızlıklar nedeniyle gözün yeterince
beslenememesi sonucu görme bozuklukları oluşur. Antosiyanidinler ise bu
durumu önler. Antosiyanidinler genel olarak tüm vücuttaki kapiler olarak da
bilinen kılcal kan damarlarını güçlendirir. Zayıf kılcal damarlar vücut
dokularına daha az kan taşırlar. Bunun neticesinde de bu dokuların bir
travma sonucunda yaralanması ve artrit (mafsal iltihabı) gibi enflamatuvar
rahatsızlıkların iyileşmesi gecikir. Kapilerler zayıfladığı zaman
çatlarlar ve sık sık morarma, çürük ve berelere yol açarlar. Bu vücudun
diğer bölgeleri için de zararlıdır. Bu durum gözlerde retinopati olarak da
bilinen mikrohemoriaja yol açar.
Diyabetik retinopati,
şeker hastalığının (Diabetes mellitus), iltihabik
olmayan ve retinadaki kılcal damarlar üzerindeki olumsuz etkisi sonucu oluşan
bir görme bozukluğu olup; günde 320-480 mg. Yabanmersini ekstresi verilerek
bu tür hastalar üzerinde yapılan çalışmalarda olumlu gelişmeler
kaydedilmiştir. Özellikle retinadaki kanamalarda çok belirgin azalmalar
gözlenmiştir. Bu çalışmalar 1982-1987 arasında İtalyan araştırmacılar
tarafından yürütülmüş ve sonuçları kendi dillerinde yayınlanmıştır.
Yabanmersini üzerine yapılan bir kısım çalışmalarda yabanmersini
ekstresi ile beraber beta-karoten (puro-vitamin
A) ve E vitamini birlikte
denenmiştir. Beta-karoten ve E vitamini katkılı bu preparatlar retinadaki
zayıf kan dolaşımını ve ışığa karşı duyarlılığı daha da artırarak
yabanmersininin olumlu etkilerine katkıda bulunmuştur. 1960’ ların sonunda İtalyan araştırmacılar tarafından
sağlıklı bireyler ve görme bozukluğu olan hastalar üzerinde yapılan 4
ayrı çalışma da yabanmersini ekstresi kullanımından sonra kayda değer bir
şekilde gece görüşünün arttığı, karanlığa ve flaş gibi parlayan
ışık veya farlara çok daha hızlı uyum sağlandığı gözlenmiştir. Gece çalışan trafik kontrol memurları, uçak pilotları ve sürücüler
üzerinde yapılan ilave çalışmalarda ise standardize edilmiş yabanmersini
meyve ekstrelerinin yine gece görüşünü arttırdığı, aydınlık ve
karanlık arasındaki adaptasyon süresini kısalttığı bulunmuştur. Yine
İtalyan araştırmacılar tarafından çeşitli derecelerde miyop olan hastalar
üzerinde yapılan 2 klinik çalışmada hastaların %76’sında retinal
hassasiyetin arttığı gözlenmiştir. Bu hastalara 15 gün süresince vitamin
A
(beta-karoten) katkılı, günde 150 mg Yabanmersini ekstresi verilmiştir.
Amerika’da yabanmersini
meyve özlerinin kurutularak preslenmesi
sonucu elde edilen kapsül ve tabletleri ek gıda olarak üretilmektedir. Aynı
zamanda bu ürünler %25 antosiyanidin içerecek şekilde standardize
edilmiştir. Standardize edilmiş bu ürünler yukarıda belirtilen ve önceden
tahmin edilebilen etki ve sonuçları daha iyi verebilmektedir.
Kullanım
Önerisi: Yemeklerle beraber günde
2-3 defa 1 kapsül alınabilir. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.
Fiyatlara %8 KDV
ve Posta/kargo ücretleri dahildir.
Diğer
Doğal Ürünler
Referanslar:
1.
Blumenthal, M. eds., S. Klein, trans. German Bundesgesundheitsamt (BGA)
Commission E Therapeutic Monographs on Medicinal Products for Human Use.
(English translation). American Botanical Council, Austin, Texas (in press, due
early 1997).
2.
Brown, D. 1996. Herbal Prescriptions for Better Health. Rocklin, Calif.: Prima
Publishing.
3.
Cunio, L. 1993. Vaccinium myrtillus, Australian Journal of Medical Herbalism,
5(4):81-85.
4.
Leung, A. Y. and S. Foster. Encyclopedia of Common Natural Ingredients Used in
Foods , Drugs and Cosmetics. Second Edition. New York: John Wiley & Sons,
1996.
5.
Morazzoni, P. and E. Bombvardelli. Vaccinium myrtillus L. Fitoterapia, 67
(1):3-29, 1996.
6.
Tyler, V. E. The Honest Herbal, third edition, Binghamton, New York:
Pharmaceutical Products Press, 1993.
7.
Tyler, V. E. Herbs of Choice – The Therapeutic Use of Phytomedicinals,
Binghamton, New York: Pharmaceutical Products Press, 1994.
8.
Weiss, F.
R. Herbal Medicine (translated from German by A. R. Meuss).
Beaconsfield, England: Beaconsfield Publishers, 1988.
EK
BİLGİ:
ANTİOKSİDANLAR
Antioksidanlar sadece gıdaların son kullanma tarihlerini uzatmakla kalmaz, aynı zamanda uzun yaşamayı ve sağlıklı kalmanızı da sağlar.
Kişiler serbest radikallerden kaçamazlar, antioksidanlar Allah' ın bize sunduğu antidotlardır. Kişiler antioksidanlarla beslenerek serbest radikallerin zararlarını azaltabilirler.
Serbest Radikaller, Kalp Hastalıkları, Kanser ve Yaşlanma:
Antioksidanların öyküsü serbest radikallerle başlar. Bu yüksek aktiviteye sahip bileşikler (serbest radikaller), kirli havalarda, sigara dumanında, radyasyonda (ışınım), bitki koruma ilaçlarında, bozulmuş gıdalarda ve normal vücut metabolizmasında (metabolik süreçte) bulunurlar. Serbest radikaller vücuttaki hücrelere saldırır ve tahrip eder. İlk saldırıda öncelikli olarak yeni bir serbest radikal oluşur ve kontrol edilemeyen zincirleme bir reaksiyon başlar.
Serbest radikaller, hücre zarındaki yağlardan birine saldırdığında yağ molekülü değişime uğrar. Bu değişim bitkisel yağların acılaşmasına sebep olan küçük bir değişikliktir. Yağlar vücutta değişime uğradığında; hücre zarının yapısı ve fonksiyonları zarara uğrar, hücre zarı gıdaların, oksijenin ve suyun uzun süreli olarak transferini yapamaz, harcanan ürünlerin atılmasını düzenleyemez. Serbest radikal saldırısının devamı; hücre zarının yapısında bulunan yağların parçalanmasına, bitki zarının yırtılmasına ve hücre bileşenlerinin dağılmasına sebep olur. Hücre içi bileşenlerin hücre dışına akması etraftaki dokulara da zarar verir. Serbest radikal saldırısı ve hücre zarının tahribatı
"Yağların Oksidasyonu" veya "Oksidatif Zarar" olarak adlandırılır.
Serbest radikallerin dokulardaki zararının, damar sertliği (arteroskleroz) ve kalp hastalıklarının başlıca nedeni olduğu düşünülmektedir. Oksidatif zararla parçalanmış kan hücrelerinin (platelet olarak) arter (atardamar) duvarlarına yapışması ve kolesterolün yükselmesi atardamarlara zarar verir. Bu oluşumların tümü damar sertliğinin ilerlemesine sebep olur. Daha ileri safhalar ise; kardiyovasküler hastalıklar, kalp ile beyine giden kan ve oksijenin azalmasıdır. Oksijenden mahrum kalan dokular ; hastalığın gelişmesini hızlandıran ve kişilerin kalp krizi geçirme riskini arttıran serbest radikal etkisi gösterir.
(Referans 1 ve 2)
Serbest radikaller aynı zamanda ; hücrelerin genetik kodunu içinde taşıyan ; hücrenin üretimini ve büyümesini sağlayan nükleik asitlere (DNA) de etki eder. Hücreler genetik kodları değiştiğinde ölebilirler, çünkü ana hücreden gelen mesajı uzun süreli olarak okuyamazlar. Aşırı hücre ölümü erken yaşlanmaya yol açar ve öte yandan hücreler değişime uğrar, kanser ve benzeri hastalıkları destekleyen hücre dizinleri oluşur.
(Referans 1)
Hücredeki enerji üretim merkezi (mitokondri), serbest radikallerin saldırısı ile zedelenir. Bu merkezdeki oksidatif zarar enerji üretimi ve protein sentezinin durmasına sebep olur. Hücre, sadece bir kalıntı olarak yaşamaya devam eder ve yavaş yavaş ölür. Dokulardaki hücre yaşlanması; serbest radikallerin zararları sonucu dokuların erken yaşlanması ile oluşan hücre kalıntılarının çoğalmasıdır.
(Referans 3)
Antioksidanlar: Vücudun Serbest Radikal Kontrol Sistemi:
Vücudumuz serbest radikalleri tanıyan ve etkisiz hale getiren bir sisteme sahiptir. Bu sistem enzimler ile antioksidan olan pek çok vitamin ve minerali içerir. Antioksidan sistem; serbest radikalleri hücre zarına, nükleik asitlere (DNA) ve hücre bileşenlerine saldırmadan kendine çeker ve bağlar.
Antioksidan Besinler; Beta karoten (Vitamin A), Vitamin C, Vitamin E, Selenyum ve Manganez içerir. Beta Karoten; oksijen molekülünden serbest radikallerin oluşumunu önler. Yağda çözünen Vitamin E; antioksidan bir enzim gibi çalışıp hücre zarının parçalanmasına engel olur. Selenyum; peroksit olarak isimlendirilen serbest radikalleri çoklu-doymamış yağlara dönüştüren ve antioksidan etkili bir enzimdir. Suda çözünen Vitamin C; hücrelerdeki zararlı reaksiyonların oluşmasını engeller. Bu yolla antioksidan gıdalar; kalp hastalıklarına, kalp krizine, kansere ve erken yaşlanmaya karşı etkili bir koruyucu olarak görev yaparlar.
Antioksidanlar ve Yaşlanma:
Antioksidan alımı sadece hastalıklardan korunmamızı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda erken yaşlanmayı da önler. Antioksidan takviyesi yapılmış hayvanlardaki yaşam süresi, antioksidan takviyesi yapılmayanlara göre daha uzundur. Vitamin E ve Vitamin C yaşam süresini uzatan önemli vitaminlerdir.
Kişiler serbest radikallerden kaçamazlar, antioksidanlar Tanrı' nın bize sunduğu antidotlardır. Kişiler antioksidanlarla beslenerek serbest radikallerin zararlarını azaltabilirler.
Referanslar:
1-Floyd R:Role of oxygen free radicals in carcinogenesis and brain ischemia. FASEB J 1990;4:2587-2597
2-McCord J:Oxygen derived free radicals in postischemic tissue injury.N Eng J Med 1985;312:159-163
3-Fleming J,Miguel J,Econımos A:Is cell aging caused by respiration dependent injury to the mitochondrial genome ? Gerontol 1982;28-44
4-Miguel J,Fleming J:Antioxidation,metabolic rate,and aging in Drosophila,Arch Geron Geriatr 1982;1-159
|