Üzüm Çekirdegi / Grape Seed Extract

 

Vega Naturel ürünler
Ana Sayfa
Baharat Dünyası
Bitki Sözlüğü
Dengeli Beslenme
Şifalı Bitkiler
Doğal Ürünler
Siteiçi Arama
Öneri ve Istekler
Fiyat Listesi-Sipariş

Üzüm Çekirdeği (Vitis vinifera); bioflavonoidlerin proanthocyanidin adlı benzersiz bir tipini içerir. Bu çok özel  bioflavonoid keşfedilen en kuvvetli doğal antioksidan' lardan biridir. Antioksidanlar en etkin anti-aging (yaşlanmayı geciktirme) gereçlerinden biridir Antioksidanların yardımı ile hastalıkların oluşumu önlenebilir, hormonal denge korunabilir, yaşlanma süreci geciktirilebilir. Bu da üzüm çekirdeğinin önemini ortaya koymaktadır. Üzüm çekirdeği antioksidan olmasının yanı sıra bağ dokusunu güçlendirir. Cildi daha sıkı ve elastiki yapar. Yaşlılık lekelerinin tedavisinde yararlıdır. Daha az kırışıklığa neden olan kan damarlarının genişlemesi ve kasları rahatlatma konusunda etkilidir. Üzüm çekirdeği yüzde 90-95 PCO (Proanthocyandin) içermektedir. PCO ekstresi son derece geniş farmakolojik aktivite göstermektedir. Alerjilerin ve saman nezlesinin bitkisel tedavisinde geleneksel olarak kullanılmaktadır. Enzim dejenerasyonuna karşı immun hücrelerin korunmasında, immün sistem (bağışıklık sistemi) ve dolaşım fonksiyonlarını desteklemede ve uygun cilt hastalıklarında besin takviyesi olarak üzüm çekirdeği kullanılmaktadır.Üzüm çekirdeği ekstresi, artrit ve alerjiler gibi yaygın hastalıkların tedavisinde kullanılan bir anti-iltihapsaldır. Artrit durumunda serbest radikal hasarın, bu hastalığa eşlik eden eklem ağrısında ve şişmelerde payı vardır.  Üzüm çekirdeği ekstresi, hücre zarlarını güçlendirir ve hücreleri oksidatif hasardan korur.  Serbest radikaller hücre ve dokulara oksidatif zarar verirler. Serbest radikallerin neden olduğu zarar, en basit anlamda yaşlanma olarak tanımladığımız şeydir. Serbest radikallerden uygun şekilde korunmazsanız, çok daha hızlı yaşlanırsınız, eklemlerde bükülme zorluğu ve cilt sarkması da hızlanır. Serbest radikallerin zararı ayrıca, yaşlanmayla birlikte gelen artrit (mafsal-eklem iltihabı), alerji, dolaşım bozuklukları, şeker hastalığı, karaciğer sirozu, kalp hastalıkları, damar tıkanıklığı gibi dejeneratif hastalıklarda da rol oynar.

Üzüm çekirdeği, güçlü bir antioksidan ve serbest radikal temizleyicisidir. Serbest radikaller, normal hücrelere saldırabilen, onları harap eden ya da mutasyona uğratan dengesiz oksijen molekülleridir. Serbest radikal hasar, kansere eşlik eden bir çeşit hücre büyümesine yol açabilir. Bu anlamda üzüm çekirdeği iyi bir kanser savaşcısıdır. C vitamini kendi başına güçlü birantioksidandır fakat çalışmalar üzüm çekirdeği ekstresi gibi proanthocyanidinlerle birlikte çok daha etkili olabileceğini öne sürer. Gerçekte Japonya' da Nagazaki Üniversitesi  araştırmacılarına göre test tüpü çalışmaları, üzüm çekirdeği ekstresindeki bioflavonoidlerin C vitamininden daha güçlü antioksidan aktiviteye sahip olduğunu göstermiştir.(Referans9). Bazı çalışmalar üzüm çekirdeği ekstresi gibi antioksidanların, arterlerde plak ya da yağ birikimlerinin oluşmasına katkıda bulunabilecek düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ya da "kötü kolesterol" gibi kan lipitlerinin oksidasyonunu önleyebileceğini doğrulamıştır. Bu özelliği ile üzüm çekirdeği kalp sağlığımızın korunmasında önemlidir. Kılcal damarlar, serbest radikal hasar tarafından kolayca harap edilebilecek minik kan damarlarıdır. Ek olarak hücreler yaşlanırken, kolajen (Collagen: Kılcal hücreler de dahil hücrelerin onarımında ve büyümesinde önemli olan bir protein lifi) kaybeder. Zayıflayan kılcal damarlar, kolay morarmaya ve varis geliştirmeye yatkın hale gelir. Üzüm çekirdeği ekstresi, kılcal damarları güçlendirmeye iki şekilde yardım eder. Üzüm çekirdeği ekstresi, serbest radikal saldırıdan koruyarak kılcal damarların zayıflamasını önlemeye yardım edebilir. Ayrıca C vitamini kolajenin üretimi için gerekli olduğundan ve üzüm çekirdeği ekstresi C vitamininin performansını geliştirdiğinden dolayı kolajen üretimi ile de ilgilidir. Üzüm çekirdeği ekstresi, artrit ve alerjiler gibi yaygın hastalıkların tedavisinde kullanılan bir anti-iltihapsaldır. Birçok bioflavonoid, iltihaplanmayı teşvik eden bazı enzimlerin salınımını baskılar. Artrit durumunda serbest radikal hasarın, bu hastalığa eşlik eden eklem ağrısında ve şişmelerde payı vardır. Bu özellikleri ile de üzüm çekirdeği sağlıklı kan dolaşımı konusunda önemlidir.

Japon Poligonomu - Büyütmek için TIKLAYINIZResveratrol (Rezveratrol) üzüm ve üzüm ürünleri ile, siyah çikolata, yer fıstığı, yabanmersini ve en çok Japon poligonomu bitkisinde bulunan antioksidan bir maddedir.. Son yıllarda resveratrol üzerinde yayınlanmış 200 makale vardır. Bu makalelerin çoğunda resveratrolün antioksidan, kalp damar hastalıkları, kanserin ilerlemesi üzerinde önleyici etkileri incelenmiştir. Resveratrolün etkilerinin tıbbi yönden araştırılması Fransızların kolestrolü yüksek gıdalar almasına karşılık, kalp-damar hastalıkları yüzdesinin düşük olmasını kırmızı şarap tüketimine bağlamıştır. Buna “Fransız paradoksu” adı verilmektedir. Japonya ve Çinde halk arasında Japon poligonomu bitkisi fungal hastalıklar, çeşitli deri iltihapları, karaciğer ve kan damarları hastalıkları için geleneksel olarak kullanılmaktadır. Bu bitkide 2960-3770 ppm resveratrol olduğu belirtilmektedir. Bu bitkinin Japonya ve Çinde damar sertliği ve kalp ritim bozukluklarında kullanıldığı da bilinmektedir. Çeşitli çalışmalar resveratrolün pıhtılaşmayı engellediğini de ortaya çıkarmıştır. Kalsiyum konsantrasyonunun hücre içinde artması pıhtı birikiminde önemli rol oynar. Resveratrol Ca girişini engelleyerek pıhtı birikimini de engeller. Lipid peroksidasyonunu önler. Hücre membranlarını koruyarak canlı hücrelerde oksidatif streslerin etkilerini azaltır. (Referans-10)

Citrus LimonBioflavonoidler; narenciye meyvelerine (Limon, turunç vb) ve sebzelere rengini veren güçlü antioksidan maddelerdir.  Bağ dokularını sağlıklı tutmak için gereklidirler. Bioflavonoidler, kılcal kan damarlarını iyileştirdikleri için P vitamini olarak da anılırlar. Kılcal damar duvarları zayıfladığında, kandaki maddeler dokulara sızarak kolayca morluk ve kanamalara neden olabilirler. Bioflavonoidler, kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucudurlar. Araştırmalar, bioflavonoidlerin antioksidan etkisinin arteroskleroza (damar sertliği) neden olabilen kötü kolesterolün (LDL) oksidasyonunu önleyebileceğini göstermektedirler. Son çalışmalar ise bazı bioflavonoidlerin kanserojenlerin etkisini engelleyerek, hücrelerde kansersi değişimlerin başlamasını bloke ettiğini göstermektedir. Ayrıca bioflavonoidlerin antioksidan özellikleri, oksidatif hasarın neden olduğu kanserleri önlemeye de yardımcı olabilir. C ve E vitaminleri, beta-karoten, selenyum ve çinko gibi antioksidan özellikleriyle bilinen vitamin ve minerallerle karşılaştırıldığında, flavonoidler daha güçlü ve daha geniş bir antioksidan etkiye sahiptir. Bunlar güçlü antioksidan etkileriyle serbest radikal denen vücudumuzda oluşan zararlı maddeleri toplayarak, bunların dokulara zarar vermesini önlemektedirler.

 

YeşilçayEğer uzun yaşama konusunda bir yarışma olsaydı Japonlar, dünya şampiyonu olurdu! Japonlar, fazla sigara içtikleri halde diğer bütün uluslardan daha uzun ömre sahiptirler. Sırları nedir? Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya’ daki bazı araştırmacılar, cevabı yeşilçayda arıyorlar. Yeşilçayda bulunan bazı maddelerin kansere ve kalp hastalığına karşı mücadele etmeye yardımcı olabileceğini ileri süren etkileyici bazı çalışmalar yapıyorlar (Referans11). Yeşil çay, kateşin (catechin) adlı potansiyel olarak yararlı maddelerin zengin bir kaynağıdır. Çay işlenirken değerli kateşinlerin bir kısmını oksidasyon ile kaybeder (Siyah çay). Yeşil çay çok az prosese uğramıştır, bu yüzden siyah çaya oranla kateşinlerin çok büyük bir bölümünü barındırmayı sürdürür (Referans12). Yeşil çayın kimyasal bileşimi, iklim, mevsim, tarımsal uygulamalar ve yaprağın yaşı (hasat edilen sürgünde yaprağın pozisyonu) ile ilgili olarak değişir.Yeşil çayın en önemli bileşenleri polifenoller özellikle EGCg’ dir.Yeşil çayın diğer bileşenleri, kafein, theanin (bir çeşit amino asit), vitaminler,organik asitler, polisakkaritler, protein, lignin, florid, mineraller’ dir. Son yıllarda, modern kimyanın ilerlemesiyle, yeşil çay bieşenleri analiz edilmiş ve yeşil çayın sağlığa etkileri, biimsel teyidi olan bir noktaya ulaşmıştır. Yeşil çayın anti-kanserojen, kalbi koruyucu, damarları koruyucu ve anti-mikrobiyal aktivitelere sahip olduğu teyid edilmiştir. Sağlığa yararlarından dolayı yeşil çaya olan ilgi artmış ve gelişmiş ülkelerde yeşil çay tüketimi hızla artmaya başlamıştır.Yeşil çayın içeriğindeki polifenol genel adı verilen ve içerisinde önemli kateşinleri içeren grup antioksidan özellikten sorumludur. Bunlardan EGCg  Epigallocatechin gallate - epigallokateşin gallat) en önemli antioksidanlardan biridir. Polifenoller, içerisinde flavonoid ve kateşinlerin de bulunduğu geniş bir antioksidan grubudur. 

 

 

Siparis etmek için TIKLAYINIZKullanım Önerisi: Yemeklerle birlikte günde 1-2 defa 1 tablet alınabilir. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. 

Her 1 Tablet:

Üzüm Çekirdeği Ekstresi (%95 Proanthocyandin): 50 mg

Resveratrol (Japon poligonomu' ndan): 250 mcg

Yeşilçay Ekstresi (%40 EGCg): 50 mg

Limon Bioflavonoidleri: 50 mg içerir.

 

Ürün Kodu

Ürün Adı Vakumlu Ambalaj

Birim Fiyatı

(TL)

Ü-92 Üzüm Çekirdeği / Grape Seed Extract (50 mg) 60 Tablet

44,95

Fiyatlara %8 KDV ve Posta/kargo ücretleri dahildir.

 

 

Diğer Doğal Ürünler

 

Referanslar:

1-Floyd R:Role of oxygen free radicals in carcinogenesis and brain ischemia. FASEB J 1990;4:2587-2597

2-McCord J:Oxygen derived free radicals in postischemic tissue injury.N Eng J Med 1985;312:159-163

3-Fleming J,Miguel J,Econımos A:Is cell aging caused by respiration dependent injury to the mitochondrial genome ? Gerontol 1982;28-44

4-Miguel J,Fleming J:Antioxidation,metabolic rate,and aging in Drosophila,Arch Geron Geriatr 1982;1-159

5-Life Science,Vol.49,August 1991/M.J. Fay and A.J. Verlangieri

6-International Clinical Nutrition Review,Vol.10,No:1,Jan.1990/Jonathan V.Wright,M.D. and Raymond M.Suen,MTACP

7-Nature,Vol.364,July 1,1993/Juan Carlos Vera,Corolla I.Rivas,Jorge Fischbarg and David W.Golde,3rd Conference on Vitamin C,New York Academy of Science,Vol.4,1998

8-Life Science,Vol.48,April 1991/A.J. Verlangieri,Ph.D.,Michael J.Fay and Antony W.Bannon

9-Anti-Aging Mucizesi, Dr. Earl Mindell, çeviren: Yeşim özkardeşler Şallı, Prestij yay.2003

10- Resveratrol, Doğal Bitki Antibiyotiği, Rezan Alkan, Kocaeli Üni. 2006 

11) Dr.E.Mindell “Anti-Aging Muciesi Çev. Yeşim Özkardeşler Şallı, Prestij yayınları, 2003

12) http://www.turkiyegazetesi.com.tr/archive/archive/default.asp?p1=news&style=det&id=128012&online=-1&winmode=pop 29.10.2001, 100.Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hayri Çoşku yeşil çay ilaç gibi)

 

 

 

EK BİLGİ:

 

ANTİOKSİDANLAR 


Antioksidanlar, sadece gıdaların son kullanma tarihlerini uzatmakla kalmaz, aynı zamanda uzun yaşamayı ve sağlıklı kalmanızı da sağlar.  Kişiler serbest radikallerden kaçamazlar, antioksidanlar Allah' ın bize sunduğu antidotlardır (Bir zehiri etkisiz kılmak için verilen madde). Kişiler antioksidanlarla beslenerek serbest radikallerin zararlarını azaltabilirler.
Serbest Radikaller, Kalp Hastalıkları, Kanser ve Yaşlanma: 
   Antioksidanların öyküsü serbest radikallerle başlar. Bu yüksek aktiviteye sahip bileşikler (serbest radikaller), kirli havalarda, sigara dumanında, radyasyonda (ışınım), bitki koruma ilaçlarında, bozulmuş gıdalarda ve normal vücut metabolizmasında (metabolik süreçte) bulunurlar. Serbest radikaller vücuttaki hücrelere saldırır ve tahrip eder. İlk saldırıda öncelikli olarak yeni bir serbest radikal oluşur ve kontrol edilemeyen zincirleme bir reaksiyon başlar.
   Serbest radikaller, hücre zarındaki yağlardan birine saldırdığında yağ molekülü değişime uğrar. Bu değişim bitkisel yağların acılaşmasına sebep olan küçük bir değişikliktir. Yağlar vücutta değişime uğradığında; hücre zarının yapısı ve fonksiyonları zarara uğrar, hücre zarı gıdaların, oksijenin ve suyun uzun süreli olarak transferini yapamaz, harcanan ürünlerin atılmasını düzenleyemez. Serbest radikal saldırısının devamı; hücre zarının yapısında bulunan yağların parçalanmasına, bitki zarının yırtılmasına ve hücre bileşenlerinin dağılmasına sebep olur. Hücre içi bileşenlerin hücre dışına akması etraftaki dokulara da zarar verir. Serbest radikal saldırısı ve hücre zarının tahribatı "Yağların Oksidasyonu" veya "Oksidatif Zarar" olarak adlandırılır.
  
Serbest radikallerin dokulardaki zararının, damar sertliği (arteroskleroz) ve kalp hastalıklarının başlıca nedeni olduğu düşünülmektedir. Oksidatif zararla parçalanmış kan hücrelerinin (platelet olarak) arter (atardamar) duvarlarına yapışması ve kolesterolün yükselmesi atardamarlara zarar verir. Bu oluşumların tümü damar sertliğinin ilerlemesine sebep olur. Daha ileri safhalar ise; kardiyovasküler hastalıklar, kalp ile beyine giden kan ve oksijenin azalmasıdır. Oksijenden mahrum kalan dokular ; hastalığın gelişmesini hızlandıran ve kişilerin kalp krizi geçirme riskini arttıran serbest radikal etkisi gösterir. (Referans 1 ve 2)
   Serbest radikaller aynı zamanda; hücrelerin genetik kodunu içinde taşıyan ; hücrenin üretimini ve büyümesini sağlayan nükleik asitlere (DNA) de etki eder. Hücreler genetik kodları değiştiğinde ölebilirler, çünkü ana hücreden gelen mesajı uzun süreli olarak okuyamazlar. Aşırı hücre ölümü erken yaşlanmaya yol açar ve öte yandan hücreler değişime uğrar, kanser ve benzeri hastalıkları destekleyen hücre dizinleri oluşur. (
Referans 1)
Hücredeki enerji üretim merkezi (mitokondri), serbest radikallerin saldırısı ile zedelenir. Bu merkezdeki oksidatif zarar enerji üretimi ve protein sentezinin durmasına sebep olur. Hücre, sadece bir kalıntı olarak yaşamaya devam eder ve yavaş yavaş ölür. Dokulardaki hücre yaşlanması; serbest radikallerin zararları sonucu dokuların erken yaşlanması ile oluşan hücre kalıntılarının çoğalmasıdır. (
Referans 3)
Antioksidanlar: Vücudun Serbest Radikal Kontrol Sistemi:
Vücudumuz serbest radikalleri tanıyan ve etkisiz hale getiren bir sisteme sahiptir. Bu sistem enzimler ile antioksidan olan pek çok vitamin ve minerali içerir. Antioksidan sistem; serbest radikalleri hücre zarına, nükleik asitlere (DNA) ve hücre bileşenlerine saldırmadan kendine çeker ve bağlar. 
   Antioksidan Besinler; Beta karoten (Vitamin A), Vitamin C, Vitamin E, Selenyum ve Manganez içerir. Beta Karoten; oksijen molekülünden serbest radikallerin oluşumunu önler. Yağda çözünen Vitamin E; antioksidan bir enzim gibi çalışıp hücre zarının parçalanmasına engel olur. Selenyum; peroksit olarak isimlendirilen serbest radikalleri çoklu-doymamış yağlara dönüştüren ve antioksidan etkili bir enzimdir. Suda çözünen Vitamin C; hücrelerdeki zararlı reaksiyonların oluşmasını engeller. Bu yolla antioksidan gıdalar; kalp hastalıklarına, kalp krizine, kansere ve erken yaşlanmaya karşı etkili bir koruyucu olarak görev yaparlar. 
Antioksidanlar ve Yaşlanma:
   Antioksidan alımı sadece hastalıklardan korunmamızı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda erken yaşlanmayı da önler. Antioksidan takviyesi yapılmış hayvanlardaki yaşam süresi, antioksidan takviyesi yapılmayanlara göre daha uzundur. Vitamin E ve Vitamin C yaşam süresini uzatan önemli vitaminlerdir.
   Kişiler serbest radikallerden kaçamazlar, antioksidanlar Tanrı' nın bize sunduğu antidotlardır. Kişiler antioksidanlarla beslenerek serbest radikallerin zararlarını azaltabilirler.

Referanslar:
1-Floyd R:Role of oxygen free radicals in carcinogenesis and brain ischemia. FASEB J 1990;4:2587-2597
2-McCord J:Oxygen derived free radicals in postischemic tissue injury.N Eng J Med 1985;312:159-163
3-Fleming J,Miguel J,Econımos A:Is cell aging caused by respiration dependent injury to the mitochondrial genome ? Gerontol 1982;28-44
4-Miguel J,Fleming J:Antioxidation,metabolic rate,and aging in Drosophila,Arch Geron Geriatr 1982;1-159 

                     Son Güncelleme: 12-06-2010