|
| |  Somon
Balığı Yağı, Şili ve Norveç'in soğuk ve temiz sularında
yetişen somon balıklarından elde edilir. Bu yağ, Omega 3
ailesine ait doymamış yağ asitleri bakımından çok zengindir. Yüksek
oranda EPA (Eicosa
Pentaenoic
Acid) ve DHA (Docosa
Haxaenoic
Acid) gibi doymamış yağ asitleri ve
doğal E vitamini
içerir. Somon
Balığı Yağı; vücuttaki
bütün organları kontrol eden ve hormonlara benzer etki gösteren
maddelerin (Prostoglandin-PGS) üretimine ve ağrı,
iltihap, şişkinlik
ve gazlanma gibi vücut tepkilerininin düzenlenmesine yardım eder.
PGS
'ler, kan
pıhtılaşması ve allerjik reaksiyonların azaltılması
ile diğer hormonların üretilmesinde önemlidir.
Araştırmalar, n-3 yağ asitleri (Omega3, EPA,
DHA) içeren yiyeceklerin tüketiminin koroner
kalp hastalıklarının (CHD) azaltılması ile ilişkili
olduğunu göstermiştir. Temel yağ asitleri, özellikle beyin ve görsel
aktivitelerin gelişmesi için önemlidir. Vitamin E ise önemli bir
antioksidandır yani vücuttaki zararlı maddeleri etkisiz hale
getirir. Tüm bunlar, somon balığı yağını
(Kapsül şeklinde sunulmaktadır, kokusuz ve içimi kolaydır) vücudumuz için vazgeçilmez bir besin haline
getirmektedir.
 Omega-3
düzenli olarak kullanıldığında çarpıcı bir
biçimde kandaki kolesterol (LDL
kolesterol seviyesini düşürürken,
HDL
seviyesinin artmasına yardım eder.) ve trigliserid seviyesini düşürür ve
normal değerde tutar. Düşük kolesterol seviyesini ise normal değere çıkarır. Kanı inceltir ve damar içinde pıhtılaşmasını engeller. Kan
basıncını (tansiyon) düzenler. Kalp krizi riskini
azaltır. Yüksek miktarda alınan yağlı ve proteinli yiyeceklere rağmen,
damar sertliği oluşumunu yavaşlatır. Bağışıklık
sistemini güçlendirir ve cildi güzelleştirir. Yaşlılık
etkilerini geciktirir.Omega-3 yağ
asitleri, Eskimo' lar üzerinde inceleme yapan
araştırmacılar
tarafından keşfedilmiştir. Bu insanların, yüksek miktarda
yağlı ve proteinli yiyecek tüketmelerine rağmen, çok nadiren damar
sertliğinden veya kalp hastalıklarından şikayetci oldukları görülmüştür. Omega-3
allerjik ve inflamatuar
rahatsızlıkları tedavi etmek, MS (Multiple
Sclerosis) ve Lupus (SLE-Systemic
Lupus Erythematosus ) gibi otoimmün (organizmanın
kendi yapılarına karşı oto antikorlarla saldırıya geçmesi) hastalıkları
ile mücadele etmek için de kullanılmaktadır. Omega-3
ile ilgili ayrıntılı bilgi için TIKLAYINIZ.
Kullanım
Önerisi: Yemeklerle birlikte, günde 3 defa 1 softgel alınabilir. Bilinen herhangi bir
yan etkisi yoktur.
Fiyatlara %8 KDV
ve Posta/Kargo ücretleri dahildir.
Diğer
Doğal Ürünler
Ek
Bilgi:
TEMEL
YAĞ
ASİTLERİ
 Yağ;
hidrojen, karbon ve oksijen moleküllerinden oluşan organik bir bileşiktir. Bu
moleküllerin farklı kombinasyonlarından birçok çeşit yağ oluşmaktadır.
Bütün yağlar trigliserit denilen maddelerden
oluşmuştur. Her trigliserit, 3 yağ asidi
ile 1 birim gliserol’ den meydana gelmiştir.
Yağlar arasındaki farklılıklar her birinin içindeki yağ asitlerinin
dağişik oluşundan doğar. Doğada düzinelerce yağ asidi vardır. Bunların
tümü iki ana gruba ayrılabilirler: Doymuş yağ asitleri ve doymamış
yağ asitleri. Doymuş yağ asitleri domuz yağı, et ve kakao yağı gibi
katı yağlarda bulunur. Doymamış yağ asitleri ise sıvıdır yada oda
sıcaklığında yumuşaktır ve bitkisel veya balık yağlarında
bulunur. Linoleik ve Linolenik
asitlere “Temel Yağ Asitleri” denir, çünkü sağlık bakımından
bunlar hayati önem taşır. Ancak beden bu asitleri kendisi yapamaz. Bu yüzden
beslenme yoluyla dışardan alınmaları gerekir. Doymamış yağ
asitleri kimyasal yapılarından ötürü bu adı almışlardır. Doymamış
yağ asitlerinin tümü temel yağ asitleri değilse de, temel yağ asitlerinin
tümü doymamış yağ asitleridir. Vücudumuzun gereksinim duyduğu 20 farklı
yağ asidi vardır. Fakat bunların hepsi 2 farklı yağ asidinden vücudumuzda
yapılırlar. Bunlar; Linoleik
(Omega-6
grubu yağ asitlerinin öncüsü) ve Linolenik
(Omega-3 grubu yağ
asitlerinin öncüsü) asitlerdir. Bu iki yağ asidi temel yağ asitleridir.
Bunları yediğimiz besinlerden almak zorundayız, çünkü vücudumuz bu iki yağ
asidini kendisi üretemez. Kısaca bu iki temel yağ asidi diğer yağ
asitlerinin ham maddesi
veya yapı taşlarıdır. Temel yağ asitleri; hücre zarlarının (çeperinin),
birçok önemli hormonun ve vücudun ne yaptığını söyleyen kimyasal
habercilerin yapılması için
gereklidir. Linoleik
yağ asitleri ailesine Omega-6,
Linolenik
yağ asitleri ailesine de Omega-3
grubu yağ asitleri denmektedir. Sözkonusu isimler moleküllerin birbirleriyle
diziliş şeklinden kaynaklanmaktadır. Sağlıklı bir beslenme için omega-6
yağ asitleri , omega-3 grubu
yağ asitlerinden kabaca 2 ile 4 kat daha fazla alınmalıdır. Omega-3
ve Omega-6 temel yağ
asitleri vücudumuzda prostaglandin’
lerin yapılması için özellikle önemlidir. Prostaglandinler
hormon benzeri maddeler olup; vücuttaki birçok faaliyeti düzenlemekten
sorumludurlar. Bunlar arasında iltihaplanma, ağrı, şişkinlik,
tansiyon, kalp, böbrekler, sindirim sistemi ve vücut
sıcaklığı sayılabilir. Onlar ayrıca allerjik reaksiyonlar, kan
pıhtılaşması ve diğer hormonların yapılması için de
önemlidirler. Bugüne kadar 50’ yi aşkın, etkinlik derecesi değişik prostaglandin
bulunmuştur. Prostaglandinleri vücut, temel yağ
asitlerinden yapmaktadır. Yağ asitleri aynı zamanda doğal kan
incelticilerdir de. Kalp krizine yol açabilen kan pıhtılaşmasını
önleyebilirler. Temel yağ asitleri artrit (mafsal-eklem iltihabı)
ve otoimmün hastalıklarının (MS ve Lupus gibi) semptomlarını
hafifleten doğal iltihap giderici bileşikler de içermektedirler. Temel
yağ asitlerinden fakir bir beslenme rejimi; kepek,
egzema, çatlak tırnaklar, mat ve kırılgan saçlar gibi deri
problemlemlerine de neden olabilmektedir. Temel yağ asitleri bağırsak sistemi
boyunca uzanan hücrelerin yapısını da etkilemektedir. İnce bağırsak
boyunca besinlerin emilmesine yardım eden villi’ de (villus)
olduğu gibi. Onlar ince bağırsağın içini kaplayan sindirici-emici
hücrelerin kalınlığını ve yüzey alanını arttırırlar. Bu da daha etkin
bir sindirim, besinlerin daha iyi emilimi, allerjenlerin (allerji
yapan maddeler) daha az emilimi ve daha
iyi bir sağlık demektir. Daha da önemlisi temel yağ asitlerinin
içerdiği bileşiklerin hayvanlarda kanser hücrelerini bloke edebildiği,
insanlarda ise omega-3
grubu yağ asitlerinin göğüs kanseri hücrelerinin büyümesini
engelleyebildiği bir çok araştırmada ortaya konmuştur.
(Referans 5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15-16-17).
Temel Yağ
Asidi Eksikliğinin Belirtileri:
-
Saç dökülmesi ve kepek
-
Egzemayı andırır deri değişiklikleri
-
Kuru cilt
-
Çabuk iyileşmeyen yaralar
-
Tüm bedendeki zar dokusunun su geçirir duruma gelmesi (Görünürde
bir neden olmaksızın terleme)
-
Aşırı susuzluk (Deri
yoluyla çok su kaybı olduğundan idrar genellikle yoğundur.)
-
Üretkenliğin azalması (Özellikle
erkeklerde)
-
Böbreklerde genişleme, idrarda kan, böbreklerin çalışmaması
-
Karaciğerde yağ dejenerasyonu
-
Tükrük, gözyaşı ve pankreas bezlerinde kuruma
-
Deride pigmantasyon azalması
-
Kolesterol naklinde azalma
-
Kılcal damarların daha kırılgan duruma gelmesi
-
Büyümede azalma
-
Kas tönüsünde eksilme
-
Ussal (zihinsel) bozukluklar
-
Görmede zayıflama
-
Kalp anormallikleri
-
İshal
-
Bronşiyal bozukluklar
-
Frinoderma
(Kolların üst kesiminde,
kalçalarda, butta tüyleri diken diken olmuş gibi kabarcıklar)
OMEGA-3
Omega-3
çoklu-doymamış yağ asitleri grubundan bir temel
yağ asitidir. Omega-3
hayvansal olarak balık (ringa,uskumru, sardalye, alabalık ve somon) ve
az miktarda yumurtada, bitkisel olarak da keten tohumu yağı, kanola
yağı, soya fasulyesi yağı, ceviz, balkabağı çekirdeği, kenevir tohumu
yağı ve semizotunda, omega-3
ün kısa zincirli tipi olarak bilinen ALA (Alfa-Linolenic
Acid) şeklinde bulunur. Omega-3 ün prekursörü
(ilk başlangıç şekli) kısa zincirli tip olarak bilinen ALA
(Alfa-linolenic
Acid) Alfa-Linolenik Asit’ tir. ALA
(Alfa-Linolenik Asit) bitkilerden
gelen bir temel yağ asitidir. Bir temel besin olarak dikkate alınır ve
vücut tarafından enerji kaynağı olarak kullanılır. ALA bir
“ana” yağ asiti olarak görev yapar, çünkü vücut tarafından balık
yağında bulunan diğer iki temel yağ asidine (EPA
ve DHA) dönüştürülür.
İnsan vücuduna faydalı olabilmesi için bu kısa zincirli omega-3 yağ
asitlerinin (ALA) uzun zincirli yağ asiti tipine dönüştürülmesi
(EPA: Ekosa Pentaenoik
Asit ve DHA:
Dokosa Heksaenoik Asit )
gerekmektedir. Allahtan vücut bu dönüşümü kendisi yapabilmektedir. Fakat
bazı hastalıklar bu dönüşümü azaltabilmekte veya engellemektedir. EPA
ve DHA gibi
daha faydalı asit türlerine dönüşüm yaş, beslenme ve hormonal durum gibi
faktörlerle şiddetle sınırlanmaktadır. EPA’
nın kaynağı balık yağlarının çok faydalı olmalarının nedeni de budur.
Doymuş yağlar, kolesterol ve
karşı yağ asitleri bakımından zengin bir beslenme alışkanlığı, vücudun
bu doymamış yağ asitlerini üretme yeteneğini azaltır. Omega-3
yağ asitleri vücutta kalp hızı (nabız) dahil, kan
basıncı, bağışıklık sistemi tepkisi ve yağların
yıkılması-bozulması (breakdown)
gibi çeşitli düzenleyici fonksiyonları yerine getirir. ALA
gibi temel yağ asitleri vücutta beyin ve sinir dokularını yapmak için
de kullanılmaktadır. Araştırmalar ALA’
nın koroner kalp hastalıklarını ve damar sertliğini veya
tıkanmasını önleyebileceğini göstermiştir. Migren tipi
başağrısı ve depresyon gibi durumlar için anti-inflamatuar (iltihap
giderici) ve immünolojik (bağışıklık sistemi) etkileri
üzerine de araştırmalar yapılmıştır. Gerçekte ALA
kolesterol seviyesini düşürmek, allerjik ve inflamatuar
rahatsızlıkları tedavi etmek, MS (Multiple
Sclerosis) ve Lupus (SLE-Systemic
Lupus Erythematosus ) gibi otoimmün (organizmanın
kendi yapılarına karşı otoantikorlarla saldırıya geçmesi) hastalıkları
ile mücadele etmek için kullanılmaktadır. Beynimiz % 60 oranında yağdır
ve DHA (Omega-3
grubundan bir temel yağ asidi) beynimizde en bol bulunan yağdır. DHA
aynı zamanda anne sütünde de en bol bulunan yağdır. Çünkü bebekler ona beyinlerinin
beslenmesi ve göz gelişimleri için ihtiyaç duyarlar. Bu omega-3
yağ asidi (DHA) beyin hücrelerinin
birbirleriyle bağlantısı ve beyin sinyallerinin doğru bir şekilde
iletimi için de önemlidir. O aynı zamanda gözdeki retinada da
yüksek yoğunlukta bulunmaktadır. Son araştırmalar, omega-3’
lerin (bir temel yağ asitleri ailesi) insan sütünde bulunduğunu,
ama hazır sütlerde olmadığını göstermektedir. Trigiliseritler
kalp hastalığı riskinin artmasından sorumlu
maddelerdir. Bazı uzmanlar, trigliseritlerin kolesterolden bile daha
önemli risk göstergeleri olduklarına inanmaktadırlar. Trigliserit
seviyesinin yükselmesi, kanın pıhtılaşma olasılığını arttıracağı,
kanı daha vizkoz yapacağı ve böylece kanın damarlar boyunca
ilerleyişini güçleştireceği için, kalp hastalığına bağlı ölüm
riski artabilir. Omega-3
doymamış yağları, trigliseritleri
%30 gibi yüksek bir oranda düşürebilir ve böylelikle kalp krizi riskini
azaltabilir.
Omega-3 Eksikliğinin Belirtileri:
-
Yavaş büyüme
-
Görme zayıflığı
-
Öğrenme yeteneğinde zayıflık
-
Motor hareketlerde düzensizlik
-
Kol ve bacaklarda uyuşukluk hissi
-
Davranış değişiklikleri
OMEGA-6
Omega-6
çoklu-doymamış yağ asitleri grubundan bir temel
yağ asitidir. Linoleik Asit (LA)
omega-6
grubu yağ asitlerinin öncüsüdür. Linoleik
Asit vücutta GLA (Gamma-Linolenik
Asit), DGLA (Dihomo-Gamma
Linolenik Asit) ve AA’ ya (Arachidonic
Acid) dönüştürülür. Allahtan vücut bu dönüşümü kendisi
yapabilmektedir. Fakat bazı hastalıklar bu dönüşümü azaltabilmekte veya
engellemektedir. GLA
gibi daha faydalı asit türlerine dönüşüm yaş, beslenme ve hormonal durum
gibi faktörlerle şiddetle sınırlanmaktadır. GLA’
nın kaynağı olan Çuha Çiçeği Yağının çok faydalı olmasının nedeni
de budur (Bkz. Çuha
Çiçeği Yağı). Omega-6;
mısır yağı, soya fasulyesi yağı, ayçiçek yağı, aspur (yalancısafran)
yağı, ceviz, balkabağı çekirdeği ve keten tohumu yağında bulunur.
Omega-6 diyabetik
nöropati, romatoid artrit, PMS (Adet öncesi sendromlar),
deri hastalıkları (Sedef ve Egzema gibi) ve kanser tedavisi
için çok önemlidir. Omega-6
grubu temel yağ asitleri vücutta; enerji üretimi, kan akışındaki
oksijenin yayınımı, hemoglobin üretimi, trigliserid ve
kolesterol seviyelerinin düşürülmesi, beyin ve sinir dokularının
gelişimi, hücre zarında sıvı geçişlerinin kontrolu, insülin
ve kan şekeri seviyelerinin dengelenmesi, artrit (mafsal-eklem
iltihabı) için tedavi, iltihap giderici etki, iltihaplı ve
yangılı hastalıklarda yardımcı, astımda rahatlatıcı, PMS
(Adet öncesi ağrılar) sendromlarında rahatlatıcı, allerjik
reaksiyonların azaltılması, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi,
deri dokusuna yardımcı, su tutmanın azaltılması, sedefi
azaltıcı veya hafifletici, sakinleştirici etki ve ruhsal
durumu düzenleyici olarak da çok öenemli görevler yapmaktadır.
LA (Omega-6)
Eksikliğinin Belirtileri:
-
Egzema benzeri deri kızartıları
-
Saç kaybı
-
Karaciğer dejenerasyonu
-
Davranış bozuklukları
-
Böbrek dejenerasyonu
-
Susuzlukla beraber aşırı terleme
-
Bezelerde kuruma
-
Enfeksiyonlara karşı hassasiyet
-
Yaraların geç iyileşmesi
-
Erkeklik gücünde zayıflama
-
Kadınlarda düşük riski
-
Artrit ve benzeri hastalıklar
-
Kalp ve dolaşım sistemi rahatsızlıkları
-
Yavaş büyüme
OMEGA-9
Omega-9
çoklu-doymamış yağ asitleri grubundan önemli bir yağ
asitidir fakat temel yağ asiti değildir.Çünkü
vücudumuz temel yağ asitlerinden sınırlı miktarda da olsa bu yağ asitini
kendisi üretebilir. Oleik Asit (Oleic
Acid) Omega-9 grubu yağ asitlerinin öncüsüdür. Omega-9
(Oleik Asit);
rafine edilmemiş ham zeytin yağında, zeytin, avokado, badem, yer fıstğı,
susam yağı, pecan fındığı, antep fıstığı, mahun cevizi, fındık,
kanola yağı, fındık yağı ve keten tohumu yağında bulunmaktadır. Oleik
Asit (Omega-9); kalp krizi ve damar sertiği
riskini düşürmekte ve kanserden korunmaya yardımcı olmaktadır.
Referanslar: 1-Udo
Erasmus, Fats that Heal :Fats that Kill.Alive Books,1993 2-The
effect of human tumor necrosis factor alpha and interleukin 1 beta production of
diets enriched in n-3 fatty acids from vegetable oil or fish oil. 3-Seidelin,K.N.,Myrup,B.,and
Fischer-Hansen,B. "n-3 Fatty Acids in Adipose Tissue and Coronary Artery
Disease are Inversely Correlated". American Journal of Clinical Nutrition
55:1117-9,1992 4-Kromhout,D.,Bosscheiter,E.B,and
De Lezenne-Coulander, "Inverse Relation Between Fish Oil Consumption and 20
Year Mortality from Coronary Heart Disease". New England Journal of
Medicine 312:1205-9,1985
5. Chajes V, Sattler W, Stranzl
A, Kostner GM. Influence of n-3 fatty acids on the growth of human breast cancer
cells in vitro: relationship to peroxides and vitamin E. Breast Cancer Res Treat
1995;34:199–212.
6. Munõz SF, Silva RA, Lamarque
A, et al. Protective capability of dietary Zizyphus mistol seed oil, rich in
18:3, n-3, on the development of two murine mammary gland adenocarcinomas with
high or low metastatic potential. Prostaglandins Leukot Essent Fatty Acids
1995;53:135–8.
7. Thompson LU, Rickard SE,
Orcheson LJ, Seidl MM. Flaxseed and its lignan and oil components reduce mammary
tumor growth at a late stage of carcinogenesis. Carcinogenesis 1996;17:1373–6.
8. Fritsche KL, Johnston PV.
Effect of dietary alpha-linolenic acid on growth, metastasis, fatty acid profile
and prostaglandin production of two murine mammary adenocarcinomas. J Nutr
1990;120:1601–9.
14. Cave WT Jr. Dietary n-3
(omega-3) polyunsaturated fatty acid effects on animal tumorigenesis. FASEB J
1991;5:2160–6 [review].
9. Braden LM, Carroll KK. Dietary
polyunsaturated fat in relation to mammary carcinogenesis in rats. Lipids
1986;21:285–8.
10. De Stefani E, Deneo-Pellegrini
H, Mendilaharsu M, Ronco A. Essential fatty acids and breast cancer; a
case-control study in Uruguay. Int J Cancer 1998;76:491–4.
11. Bougnoix P. Alpha-linolenic
acid content of adipose breast tissue: a host determinant of the risk of early
metastasis in breast cancer. Br J Cancer 1994;70:330–40.
12. Pandalai PK, Pilat MJ,
Yamazaki K, et al. The effects of omega-3 and omega-6 fatty acids on in vitro
prostate cancer growth. Anticancer Res 1996;16:815–20.
13. Giovannucci E, Rimm EB,
Colditz GA, et al. A prospective study of dietary fat and risk of prostate
cancer. J Natl Cancer Inst 1993;85:1571–9.
14. Harvei S, Bjerve KS, Tretli S,
et al. Prediagnostic level of fatty acids in serum phospholipids: omega-3 and
omega-6 fatty acids and the risk of prostate cancer. Int J Cancer 1997;71:545–51.
15. Gann PH, Hennekens CH, Sacks
FM, et al. Prospective study of plasma fatty acids and risk of prostate cancer.
J Natl Cancer Inst 1994;86:281–6.
16. Schuurman AG, van den Brandt
PA, Dorant E, et al. Association of energy and fat intake with prostate
carcinoma risk: results from the Netherlands Cohort Study. Cancer 1999;86:1019–27.
17. Shields PG, Xu GX, Blot WJ, et
al. Mutagens from heated Chinese and U.S. cooking oils. J Natl Cancer Inst
1995;87:836–41.
vitamin
hormon ağrı agrı agri iltihap şişkinlik siskinlik yağ
yag asit balık balik gaz gazlanma kan pıhtı pıhtılaşma
pıhtılasma pihti pihtilasma alerji allerji alerjik allerjik vücut
koroner kalp antioksidan toksik toxic beyin görsel gorsel hastalık omega
omega3 kolesterol trigliserin basınç tansiyon kriz damar sertlik bağışıklık
bagısıklık bagisiklik sistem cilt deri yüz yaşlı yaşlılık
yaslilik yaslılık etki eskimo protein yağlı yaglı yaglı
yiyecek somon güzellik guzellik savunma organ pgs aktivite
|