|
|
Herbir 1000 mg' lık Keten Tohumu Yağı kapsülleri;
Fiyatlara %8 KDV ve Posta/Kargo ücretleri dahildir.
1. Nordstrom DC, Honkanen VE, Nasu Y, et al. Alpha-linolenic acid in the treatment of rheumatoid arthritis. A double-blind, placebo-controlled and randomized study: flaxseed vs. safflower seed. Rheumatol Int 1995;14:231–4. 2. De Lorgeril M, Renaud S, Maelle N, et al. Mediterranean alpha-linolenic acid-rich diet in secondary prevention of coronary heart disease. Lancet 1994;343:1454–9. 3. Prof.Dr.Turhan Baytop,Türkiye’ de Bitkiler İle Tedavi, İstanbul,1984 4. Niyazi Eröztürk, Bir Yudum Sağlık, Anahtar yayınları, İstanbul, 2000 5. Singer P, Jaeger W, Berger I, et al. Effects of dietary oleic, linoleic and a-linolenic acids on blood pressure, serum lipids, lipoproteins and the formation of eicosanoid precursors in patients with mild essential hypertension. J Human Hypertension 1990;4:227–33. 6. Mantzioris E, James MJ, Gibson RA, Cleland LG. Dietary substitution with alpha-linolenic acid-rich vegetable oil increases eicosapentaenoic acid concentrations in tissues. Am J Clin Nutr 1994;59:1304–49. 7. Chan JK, Bruce VM, McDonald BE. Dietary a-linolenic acid is as effective as oleic acid and linoleic acid in lowering blood cholesterol in normolipidemic men. Am J Clin Nutr 1991;53:1230–4. 8. Indu M, Ghafoorunissa. n-3 fatty acids in Indian diets: comparison of the effects of precursor (alpha-linolenic acid) vs product (long-chain n-3 polyunsaturated fatty acids). Nutr Res 1992;12:569–82. 9. "Flaxseed Lignan-The Power of SDG in Promoting Health, By charles A. Weisman and Dr. Dan Junker" 10. Chajes V, Sattler W, Stranzl A, Kostner GM. Influence of n-3 fatty acids on the growth of human breast cancer cells in vitro: relationship to peroxides and vitamin E. Breast Cancer Res Treat 1995;34:199–212. Ek Bilgi TEMEL YAĞ ASİTLERİ
Temel Yağ Asidi Eksikliğinin Belirtileri:
Aşırı susuzluk ( Üretkenliğin azalması ( Böbreklerde genişleme, idrarda kan, böbreklerin çalışmaması Karaciğerde yağ dejenerasyonu Tükrük, gözyaşı ve pankreas bezlerinde kuruma Deride pigmantasyon azalması Kolesterol naklinde azalma Kılcal damarların daha kırılgan duruma gelmesi Büyümede azalma Kas tönüsünde eksilme Ussal (zihinsel) bozukluklar Görmede zayıflama Kalp anormallikleri İshal Bronşiyal bozukluklar Frinoderma (Kolların üst kesiminde, kalçalarda, butta tüyleri diken diken olmuş gibi kabarcıklar) Omega-3 çoklu-doymamış yağ asitleri grubundan bir temel yağ asitidir. Omega-3 hayvansal olarak balık (ringa,uskumru, sardalye, alabalık ve somon) ve az miktarda yumurtada, bitkisel olarak da keten tohumu yağı, kanola yağı, soya fasulyesi yağı, ceviz, balkabağı çekirdeği, kenevir tohumu yağı ve semizotunda, omega-3 ün kısa zincirli tipi olarak bilinen ALA (Alfa-Linolenic Acid) şeklinde bulunur. Omega-3 ün prekursörü (ilk başlangıç şekli) kısa zincirli tip olarak bilinen ALA (Alfa-linolenic Acid) Alfa-Linolenik Asit’ tir. ALA (Alfa-Linolenik Asit) bitkilerden gelen bir temel yağ asitidir. Bir temel besin olarak dikkate alınır ve vücut tarafından enerji kaynağı olarak kullanılır. ALA bir “ana” yağ asiti olarak görev yapar, çünkü vücut tarafından balık yağında bulunan diğer iki temel yağ asidine (EPA ve DHA) dönüştürülür. İnsan vücuduna faydalı olabilmesi için bu kısa zincirli omega-3 yağ asitlerinin (ALA) uzun zincirli yağ asiti tipine dönüştürülmesi (EPA: Ekosa Pentaenoik Asit ve DHA: Dokosa Heksaenoik Asit ) gerekmektedir. Allahtan vücut bu dönüşümü kendisi yapabilmektedir. Fakat bazı hastalıklar bu dönüşümü azaltabilmekte veya engellemektedir. EPA ve DHA gibi daha faydalı asit türlerine dönüşüm yaş, beslenme ve hormonal durum gibi faktörlerle şiddetle sınırlanmaktadır. EPA’ nın kaynağı balık yağlarının çok faydalı olmalarının nedeni de budur (Bkz. Somon Balığı Yağı). Doymuş yağlar, kolesterol ve karşı yağ asitleri bakımından zengin bir beslenme alışkanlığı, vücudun bu doymamış yağ asitlerini üretme yeteneğini azaltır. Omega-3 yağ asitleri vücutta kalp hızı (nabız) dahil, kan basıncı, bağışıklık sistemi tepkisi ve yağların yıkılması-bozulması (breakdown) gibi çeşitli düzenleyici fonksiyonları yerine getirir. ALA gibi temel yağ asitleri vücutta beyin ve sinir dokularını yapmak için de kullanılmaktadır. Araştırmalar ALA’ nın koroner kalp hastalıklarını ve damar sertliğini veya tıkanmasını önleyebileceğini göstermiştir. Migren tipi başağrısı ve depresyon gibi durumlar için anti-inflamatuar (iltihap giderici) ve immünolojik (bağışıklık sistemi) etkileri üzerine de araştırmalar yapılmıştır. Gerçekte ALA kolesterol seviyesini düşürmek, allerjik ve inflamatuar rahatsızlıkları tedavi etmek, MS (Multiple Sclerosis) ve Lupus (SLE-Systemic Lupus Erythematosus ) gibi otoimmün (organizmanın kendi yapılarına karşı otoantikorlarla saldırıya geçmesi) hastalıkları ile mücadele etmek için kullanılmaktadır. Beynimiz % 60 oranında yağdır ve DHA (Omega-3 grubundan bir temel yağ asidi) beynimizde en bol bulunan yağdır. DHA aynı zamanda anne sütünde de en bol bulunan yağdır. Çünkü bebekler ona beyinlerinin beslenmesi ve göz gelişimleri için ihtiyaç duyarlar. Bu omega-3 yağ asidi (DHA) beyin hücrelerinin birbirleriyle bağlantısı ve beyin sinyallerinin doğru bir şekilde iletimi için de önemlidir. O aynı zamanda gözdeki retinada da yüksek yoğunlukta bulunmaktadır. Son araştırmalar, omega-3’ lerin (bir temel yağ asitleri ailesi) insan sütünde bulunduğunu, ama hazır sütlerde olmadığını göstermektedir. Trigiliseritler kalp hastalığı riskinin artmasından sorumlu maddelerdir. Bazı uzmanlar, trigliseritlerin kolesterolden bile daha önemli risk göstergeleri olduklarına inanmaktadırlar. Trigliserit seviyesinin yükselmesi, kanın pıhtılaşma olasılığını arttıracağı, kanı daha vizkoz yapacağı ve böylece kanın damarlar boyunca ilerleyişini güçleştireceği için, kalp hastalığına bağlı ölüm riski artabilir. Omega-3 doymamış yağları, trigliseritleri %30 gibi yüksek bir oranda düşürebilir ve böylelikle kalp krizi riskini azaltabilir. ALA (Omega-3) Eksikliğinin Belirtileri:
Omega-6 çoklu-doymamış yağ asitleri grubundan bir temel yağ asitidir. Linoleik Asit (LA) omega-6 grubu yağ asitlerinin öncüsüdür. Linoleik Asit vücutta GLA (Gamma-Linolenik Asit), DGLA (Dihomo-Gamma Linolenik Asit) ve AA’ ya (Arachidonic Acid) dönüştürülür. Allahtan vücut bu dönüşümü kendisi yapabilmektedir. Fakat bazı hastalıklar bu dönüşümü azaltabilmekte veya engellemektedir. GLA gibi daha faydalı asit türlerine dönüşüm yaş, beslenme ve hormonal durum gibi faktörlerle şiddetle sınırlanmaktadır. GLA’ nın kaynağı olan Çuha Çiçeği Yağının çok faydalı olmasının nedeni de budur (Bkz. Çuha Çiçeği Yağı). Omega-6; mısır yağı, soya fasulyesi yağı, ayçiçek yağı, aspur (yalancısafran) yağı, ceviz, balkabağı çekirdeği ve keten tohumu yağında bulunur. Omega-6 diyabetik nöropati, romatoid artrit, PMS (Adet öncesi sendromlar), deri hastalıkları (Sedef ve Egzema gibi) ve kanser tedavisi için çok önemlidir. Omega-6 grubu temel yağ asitleri vücutta; enerji üretimi, kan akışındaki oksijenin yayınımı, hemoglobin üretimi, trigliserid ve kolesterol seviyelerinin düşürülmesi, beyin ve sinir dokularının gelişimi, hücre zarında sıvı geçişlerinin kontrolu, insülin ve kan şekeri seviyelerinin dengelenmesi, artrit (mafsal-eklem iltihabı) için tedavi, iltihap giderici etki, iltihaplı ve yangılı hastalıklarda yardımcı, astımda rahatlatıcı, PMS (Adet öncesi ağrılar) sendromlarında rahatlatıcı, allerjik reaksiyonların azaltılması, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, deri dokusuna yardımcı, su tutmanın azaltılması, sedefi azaltıcı veya hafifletici, sakinleştirici etki ve ruhsal durumu düzenleyici olarak da çok öenemli görevler yapmaktadır. LA (Omega-6) Eksikliğinin Belirtileri:
Omega-9 çoklu-doymamış yağ asitleri grubundan önemli bir yağ asitidir fakat temel yağ asiti değildir.Çünkü vücudumuz temel yağ asitlerinden sınırlı miktarda da olsa bu yağ asitini kendisi üretebilir. Oleik Asit (Oleic Acid) Omega-9 grubu yağ asitlerinin öncüsüdür. Omega-9 (Oleik Asit); rafine edilmemiş ham zeytin yağında, zeytin, avokado, badem, yer fıstğı, susam yağı, pecan fındığı, antep fıstığı, mahun cevizi, fındık, kanola yağı, fındık yağı ve keten tohumu yağında bulunmaktadır. Oleik Asit (Omega-9); kalp krizi ve damar sertiği riskini düşürmekte ve kanserden korunmaya yardımcı olmaktadır.
Yakın
zamanda yapılan araştırmalarda keten tohumunun kabuklarında lignan
isimli çok önemli ve faydalı özellikleri olan bir madde bulunmuştur. Lignanlar
bitkisel kökenli bir kimyasal madde grubudur. Keten tohumunda SDG (Secoisolariciresinol
glucoside) isimli lignan
bulunmaktadır. Bu madde bir çeşit karbonhidrat olup; fenolik (phenolic)
bileşikler veya polifenol (polyphenol)
olarak sınıflandırılır. Lignanlarla ilgili ilk rapor 1980’ lerde
araştırmacıların vejeteryan beslenen kişilerde, vejeteryan olmayanlara göre
ve göğüs kanseri olmayan hastalarda olanlara göre daha fazla lignan
bulunmasıyla ilgilidir. Lignanların genel olarak 2 tipi vardır: Bitkilerde
bulunan ve memelilerde veya insanlarda bulunan tipi. Bitkisel lignan (keten
tohumundaki gibi) bir memeli veya insan tarafından yendiğinde kalın
bağırsaktaki (kolon)
bir faydalı-iyi bakteri tarafından memelilerde bulunan lignan tipine (ED:
EnteroDial ve EL: EnteroLactone)
dönüştürülür. Bu yüzden keten tohumu lignanı (SDG);
memelilerde ED ve EL tipi lignanların prekursörüdür (İlk başlangıç
şekli). Lignanların birçok biyolojik özellikleri vardır. Bu özellikler
onu çeşitli hastalıklarla savaşmada ve sağlığın iyileştirilmesi
hususunda eşsiz yapar. SDG lignan sadece anti-kanser özelliğe
sahip değil, aynı zamanda anti-viral
(virüs öldürücü), anti-bakteriyel (bakteri öldürücü)
ve anti-fungal (mantar-öldürücü) özelliklere de sahiptir. Ayrıca
o çok güçlü bir anti-oksidan
ve farklı hastalıklara karşı bağışıklık
sistemini güçlendirici bir maddedir.
Lignanların bu faydalı özelliklerinin esas kaynağının fito-estrojenler
(phytoestrogen)
olduğu düşünülmektedir. Bunlar vücudumuzdaki estrojen
hormonuna benzeyen bitkisel kökenli kimyasal maddelerdir. Çalışmalar göstermiştir
ki; bol miktarda lignan içeren gıda alan kişiler fito-estrojen
etkiden dolayı daha düşük oranda göğüs
ve kolon kanserine yakalanmaktadırlar.
Destekleyici bilimsel kanıtlar da lignan içeriği zengin gıdalar almanın ne
kadar önemli olduğunu göstermektedirler. Keten tohumu lignan’ ı doğal bir
besin ek gıdasıdır. Tıpkı pirinç kepeği, lesitin
veya beta-karoten
gibi. Güvenli ve doğaldır. Günde 50 gr keten tohumu veya % 99 oranında
saf SDG ekstresi (Keten tohumu lignanı)
ile yapılan araştırmalarda hem hayvanlarda hem de insanlarda olumsuz bir yan
etki görülmemiştir. Bir başka test ise günde 50 gr keten tohumunun 4 hafta
süreyle genç sağlıklı yetişkinler üzerindeki etkisini incelemek için yapılmıştır.
Bu miktar günde 1 gr SDG’ ye karşılık gelmektedir. Test sonuçlarına göre
LDL kolesterol seviyesi %8’ e kadar düşmüş
ve idrardaki toplam lignan seviyesi 5 kattan fazla, bağırsak hareketleri ise
%30 ‘ a kadar artmıştır. Bu çalışmalar yüksek miktarda keten tohumu
almanın bile herhangi bir ters etkisini göstermemiştir. Diğer çalışmalar
SDG veya memeli tip lignanların genotoksik etkisinin (kromozom
anormallikleri) olup olmadığı üzerine
yapılmıştır. Sonuç: "Lignanların
herhangi bir genotoksik etkisi yoktur."
(Referans9).
Keten tohumu,
lignan
içeren en yakın rakibinden bile 100 kat daha fazla lignan
içermektedir. Diğer lignan içeren yiyecek veya bitkiler ise şunlardır:
Balkabağı çekirdeği, tam-bütün hububatlar, keçiyemişi (cranberry),
siyah ve yeşil çay
|
Son Güncelleme: 28-06-2008 |